İşler güçler arasında TV'de haber akıyor. Der ki başlıkta:

YSK milletvekili sayısını güncelledi... 3 ilde arttı, 3 ilde azaldı.

Hep düşünmüşümdür, bu kadar çok milletvekili (600 kişi) gerekli midir? Ülkeyi kuran Meclis ve çalışmaları baz alınırsa, sayı kaç olmalıdır?

Öğreti kitaplarında milletvekili, parlamenter, mebus ya da saylav; bir parlamentoda oy verenleri temsil eden kişidir diye tanımlanır.

Öncelikle, Cumhurbaşkanlığı seçim işleri gündemin ilk sıralarında yer aldığı için TBMM’de belli sayılar lazım. Hele anayasa değişikliği ihtiyacı ufukta göründüğünden, parmak sayısı çok önemli.

Gerekli sayıya ulaşmak için ne yapılıyor? İttifaklar kuruluyor... Yetmedi mi? O zaman yeterli sayıda transfer lazım!

Ünal Karaman denilen vatandaşı futbolcuyken severek takip ederdim. Değerli eşinin düğününde taç olarak üç hilalli duvak kullanması ve nikâhına Başbuğ’un katılmış olması gibi hatıralarım var. Arada, haberlerde aynı resimleri görünce hatıralarım depreşir.

En son, AKP’nin Genel Başkanı sıfatıyla bir genel başkanın rozet takma töreninde gördüğümde dedim ki: "Maşallah, maşallah! Kimler kimlerle beraber, nereden nereye!"

Partiler arasında geçiş yapanlar, kendilerini seçen oyları ve seçmeni de taşıyabilecek mi? Parti değiştirirken bunu merak etmiyor değilim.

Pekâlâ, girişte yazdığım tarife göre kendini seçenleri, parlamentoda oy verenleri temsil eden kişidir den başka bir dünya görüşüne transfer olan kişi kul hakkına girer mi? Ahlaki midir?

Hatırlarsınız…

Geçmiş zaman ola ki tüm kongrelerini tamamlayan İYİ Parti’nin seçime girmesinin engellenmesi üzerine CHP’li 15 vekilin (geçici olarak) İYİ Parti’ye geçerek İYİ Parti’nin seçime girmesini sağlamaları üzerine, Parti Genel Başkanı R.T.E.:

"Bir vekil partisinden istifa ederse vekillikten de istifa etmesi gerekir. Bu durum ahlaka uygun değil."

demişti. Bence güzel söz…

Bunu şununla karıştırmamak gerekir:

Memleket Partisi Genel Başkanı M.İ.'nin, 2018'de Cumhurbaşkanı adayı gösterildiği ve uzun yıllar milletvekili olduğu CHP'ye döneceği iddiaları, siyasi kulisleri hareketlendirdi.

BBC Türkçe'ye konuşan CHP kurmayları, "Temas var, kapılar kapalı değil."

İnce ile CHP lideri Ö.Ö. arasında bir temas olduğunu ve şu anda bir görüşme trafiği yürüdüğünü doğrularken, partiye katılım konusunun önümüzdeki günlerde netleşeceğini ifade etmişlerdi.

Aynı eksende siyaset yapıp siyasi kırgınlıkları ortadan kaldırmak ve ülke yönetiminde söz sahibi olmaya çalışmayı anlarım. Takdir onların… MHP'nin içinden beş parti doğdu. Bir irade hepsini bir araya getirse, ülkeyi yönetecek olan süreçte sürekli bölünmelerinin izahı uzun, konu o değil.

Geçmiş dönemde hatırlarsınız, bunun önüne geçmek için bazı çalışmalar yapılmıştı.

AKP Grup Başkanı Naci Bostancı, MHP ile yürüttükleri hukuki çalışmanın amacını şu şekilde tanımlıyor:

"Halkın tayin ettiği milletvekillerinin temsil ettiği siyasi iradenin çeşitli oyunlarla; ahlaka, demokrasiye aykırı şekilde değiştirilmesine, pazara çıkartılmasına imkân vermemek."

ve duydukları rahatsızlıkları anlatıyorlardı.

Gelinen süreçte bunda bir ilerleme olduğunu zannetmiyorum.

Peki, ne mi oldu dersiniz?

En son yapılan kongrede, partilerinden istifa eden 5 İYİ Partili, 2 Gelecek Partili vekilin partiye alınması ve üstelik MYK üyesi yapıldığını görmekle merakım sonlanmış oldu.

Yazıyı okuyan yeni nesil, Şenay'ın eski kırkbeşliklerden güzel şarkısını hatırlamaz:

Bak kardeşim, elini ver bana,
Gel kardeşim, neşe getirdim sana,
Al kardeşim, ye, iç, gül, oyna...

Sar kardeşim, kolunu boynuma,
Sev kardeşim, canım feda yoluna,
Tap kardeşim, tüm insanlara...

Dünyaya geldik bir kere,
Kavgayı bırak, her gün bu şarkımı söyle…
Sevdikçe güler her çehre,
Amaçlar hep bir olsun,
Kalpler birlikte,
Mutluluklar bir olsun…

Şimdi tekraren soruyorum sevgili okur, sence nasıl olmalı?