Türkiye’nin “incir deposu” olarak bilinen Aydın’da yeni sezonun en hareketli günleri yaşanıyor. Geçmiş yıllarda ekim ayı ortalarında başlayan kuru incir ihracatı, bu sezon yüksek rekolte ve uygun hava koşullarının etkisiyle daha erken tarihe alındı.
Dünya incir üretiminde ilk sırada yer alan Türkiye’de 2026 sezonunda yaklaşık 388 bin ton yaş incir ve 94 bin ton kuru incir rekoltesi bekleniyor. Özellikle Aydın ve Nazilli çevresinde etkili olan yağışların ürün miktarı ve kalitesine olumlu yansıdığı belirtiliyor.

Doğal yöntemlerle kurutulan incirler, ihracatçı işletmelerde tek tek seçilerek işleniyor ve paketleniyor. Nazilli’de uzun yıllardır sektörde faaliyet gösteren işletmeler, bir yandan ihracat siparişlerini yetiştirirken bir yandan da iç piyasanın talebine cevap vermek için yoğun mesai harcıyor.
REKOLTE ARTTI, FİYATLAR GERİLEDİ
Nazilli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Arslan, sezon öncesinde incir işletmelerini ziyaret ederek sektör temsilcileriyle bir araya geldi.
Nazilli ve çevresinin dünyada yüksek kalitesiyle bilinen Sarılop incirinin en önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu belirten Arslan, bu yıl yağışların üretime önemli katkı sağladığını söyledi.
Arslan, rekoltede geçen yıla göre ciddi artış yaşandığını belirterek, ürün kalitesinin de yüksek seviyede olduğunu ifade etti. Kalitesi düşük ürün miktarının sınırlı kaldığını dile getiren Arslan, toplam ürün miktarındaki artışın hem ihracata hem de iç piyasaya olumlu yansıyacağını kaydetti.
Piyasadaki fiyatların geçen sezona göre daha düşük seyrettiğine dikkat çeken Arslan, tüketicilerin bu yıl incire daha uygun fiyatlarla ulaşabildiğini söyledi.

Ancak üretici açısından aynı durumun memnuniyet yaratmadığını belirten Arslan, üreticinin beklediği fiyat seviyesinin yaklaşık yüzde 40 altında bir piyasa oluştuğunu dile getirdi.
İHRACATÇININ EN BÜYÜK ENDİŞESİ AVRUPA’DAKİ KONTROLLER
Aydın incirinin ihracatındaki önemli sorunlardan birini Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan kontroller oluşturuyor.
Nuri Arslan, özellikle ihracata gönderilen incirlerde numune alma oranlarının artırılmasının sektör üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.
İncirde laboratuvar ortamında tespit edilebilen okratoksin riskinin ihracatçılar açısından önemli bir sorun haline geldiğini ifade eden Arslan, Türkiye’den gönderilmeden önce ürünlerin akredite laboratuvarlarda kontrol edildiğini ancak Avrupa’da yapılan testlerde sorun çıkması halinde sevkiyatın geri çevrilebildiğini söyledi.
Bu durumda nakliye dahil birçok maliyetin ihracatçı tarafından karşılandığını ifade eden Arslan, bazı ürünlerin geri gönderilmek yerine imha edilmesinin de ihracatçıların riskini artırdığını belirtti.
Yaşanan sorunların ihracatçının yeni sezondaki iştahını azalttığını ve bunun üretici fiyatlarına da yansıdığını kaydeden Arslan, sektörün desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Nazilli Ticaret Odası’nın ihracatı artırmak amacıyla uluslararası fuarlara katıldığını belirten Arslan, Almanya’daki Anuga ve Fransa’daki SIAL gibi organizasyonlarda stant açarak ihracata başlamak isteyen üyeleri yabancı alıcılarla buluşturduklarını söyledi.
NAZİLLİ İNCİRİ 17-18 ÜLKEYE ULAŞIYOR
Nazilli’de incir işletmeciliği yapan genç girişimci Hüseyin Çamurcu ise Sarılop incirinin yalnızca bir tarım ürünü değil, dünya pazarında güçlü bir Türk markası olduğunu söyledi.
Çamurcu, yeni sezonda kalite, gıda güvenliği ve sürdürülebilir ihracatı ön planda tuttuklarını belirterek, Nazilli incirinin dünya pazarındaki değerini daha da yükseltmeyi hedeflediklerini ifade etti.
Üreticinin emeğine daha fazla katma değer kazandırmanın önemine dikkat çeken Çamurcu, ihracatın yalnızca ürün satışı anlamına gelmediğini, aynı zamanda Türkiye’nin üretim gücünü ve Nazilli’nin sahip olduğu tarımsal değeri dünyaya tanıtmak anlamına geldiğini söyledi.

Yaklaşık 20 yılı aşkın süredir incir ihracatı yapan işletmeci Çetin Çamurcu da başta Avrupa ülkeleri olmak üzere toplam 17-18 ülkeye ürün gönderdiklerini belirtti.
Nazilli’den Beydağ’a kadar uzanan bölgenin dünyanın en kaliteli incirlerinin yetiştiği önemli bir üretim havzası olduğunu ifade eden Çamurcu, incirleri hijyen ve kalite standartlarına uygun şekilde işleyerek yurt dışı pazarlarına ulaştırdıklarını söyledi.
Sektördeki yüksek rekolte ve erken başlayan ihracat hareketliliğiyle birlikte, Türkiye’nin kuru incirde önceki yıllarda ulaştığı 370 milyon dolarlık ihracat seviyesinin üzerine çıkılması hedefleniyor.



