Türkiye'de kahvaltı sofralarının, iş molalarının ve akşam sohbetlerinin vazgeçilmezi olan çay, yanlış tüketim alışkanlıkları nedeniyle sağlık açısından bazı riskler oluşturabiliyor. Günlük yaşamda sıkça tercih edilen bu içeceğin yalnızca miktarı değil, sıcaklığı ve hangi saatlerde tüketildiği de önem taşıyor.
İngiliz basınında yer alan değerlendirmelerde gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, çay tüketiminde yapılan yaygın hatalara dikkat çekti. Uzmanın uyarıları, çayın mide üzerindeki etkilerinden uyku düzenine, demir emiliminden bazı bitkisel takviyelerin olası zararlarına kadar farklı konuları kapsıyor.
Dünya Sağlık Örgütü bünyesindeki Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) ile çeşitli sağlık kuruluşlarının yayımladığı araştırmalar da özellikle çok sıcak içecekler ve aşırı kafein tüketimi konusunda dikkatli olunması gerektiğini ortaya koyuyor.
Çayı çok sıcak içenler dikkat! 65 derece uyarısı
Uzmanların dikkat çektiği en önemli konulardan biri, çayın demlendikten hemen sonra çok yüksek sıcaklıkta tüketilmesi.
Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın değerlendirmesine göre 65°C'nin üzerindeki çok sıcak içeceklerin düzenli tüketilmesi, yemek borusu kanseri açısından olası bir risk faktörü olarak değerlendiriliyor.
Burada asıl riskin yalnızca çayın içeriğinden değil, içeceğin yüksek sıcaklığından kaynaklanabileceği belirtiliyor.
Çok sıcak içeceklerin tekrar tekrar tüketilmesinin yemek borusundaki dokular üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekiliyor.
Bu nedenle çayın demlendikten sonra bir süre bekletilmesi ve ağzı yakmayacak sıcaklığa ulaştığında içilmesi öneriliyor.
Söz konusu değerlendirme, her sıcak çay tüketiminin kansere neden olacağı anlamına gelmiyor. Ancak çok yüksek sıcaklıklardaki içecekleri alışkanlık haline getirmemek önem taşıyor.

Aç karnına ve yemekle birlikte çay içmenin etkileri
Çay tüketimindeki bir diğer önemli konu ise içeceğin ne zaman tüketildiği.
Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi'nin dikkat çektiği noktalardan biri, özellikle mide hassasiyeti bulunan kişilerin aç karnına çay içtiklerinde rahatsızlık yaşayabilmesi.
Çayın içerdiği kafein bazı kişilerde mide bulantısı, huzursuzluk ve mide rahatsızlığına neden olabiliyor. Reflü şikâyeti bulunan kişilerde de çay tüketimi belirtileri artırabiliyor.
Ancak aç karnına çay içmenin herkeste aynı etkiyi oluşturduğu söylenemiyor. Kişisel hassasiyet ve tüketilen çayın miktarı bu noktada belirleyici oluyor.
Öte yandan çaydaki polifenollerin besinlerle alınan, özellikle bitkisel kaynaklı demirin vücut tarafından emilimini azaltabildiği biliniyor.
Bu nedenle demir eksikliği bulunan kişilerin çayı yemeklerle aynı anda tüketmek yerine öğün aralarında içmesi öneriliyor.
Bilimsel araştırmalar, yemek sonrasında çay içmek için en az bir saat beklemenin demir emilimi üzerindeki olumsuz etkiyi azaltabildiğini gösteriyor.
Özellikle demir eksikliği yaşayanlar ve bu açıdan risk grubunda bulunan kişiler için çayın tüketim zamanını değiştirmek faydalı bir alışkanlık olabilir.
Fazla çay uykusuzluk ve çarpıntıya neden olabilir
Çayın içeriğindeki kafein, tüketim miktarı arttıkça bazı kişilerde istenmeyen etkilere yol açabiliyor.
Aşırı kafein alımı uykusuzluk, huzursuzluk, mide rahatsızlığı, sinirlilik ve çarpıntı gibi belirtilerle ilişkilendiriliyor.
Özellikle akşam geç saatlerde koyu çay tüketilmesi, kafeine duyarlı kişilerde uykuya dalmayı zorlaştırabiliyor.
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), çoğu sağlıklı yetişkin için günlük toplam 400 miligram kafeinin genellikle olumsuz etkilerle ilişkilendirilmediğini belirtiyor. Ancak bu sınır kişilerin sağlık durumuna, kullandıkları ilaçlara ve kafein hassasiyetlerine göre değişebiliyor.
Üstelik bu miktar yalnızca çaydan değil, gün boyunca tüketilen kahve, enerji içecekleri ve diğer kafein kaynaklarından alınan toplam miktarı ifade ediyor.
Uzmanların uyarıları arasında şekerli çaylar ve zayıflama amacıyla satılan bazı bitkisel ürünler de bulunuyor.
Yüksek miktarda şeker içeren çayların sık tüketilmesi günlük ilave şeker alımını artırabiliyor.
"Detoks çayı" adı altında satılan ve müshil etkili bileşenler içeren bazı ürünlerin bilinçsiz kullanımı ise ishal, sıvı kaybı ve elektrolit dengesizlikleri gibi sorunlara yol açabiliyor.
Ayrıca yoğunlaştırılmış yeşil çay ekstraktlarının özellikle kapsül veya tablet şeklinde kullanımında nadiren karaciğer hasarı vakaları bildiriliyor. Bu riskin, normal şekilde demlenerek içilen yeşil çayla aynı olmadığına dikkat çekiliyor.
Uzmanların değerlendirmelerine göre çayı tamamen bırakmak yerine, çok sıcak tüketmemek, miktarını kişisel toleransa göre ayarlamak ve özellikle demir eksikliği bulunan kişilerin yemeklerle birlikte çay içmemesi daha uygun bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.
Hamilelerin, demir eksikliği veya mide rahatsızlığı bulunanların ve kafein tüketiminden sonra çarpıntı yaşayanların ise tüketim alışkanlıklarını sağlık uzmanlarıyla değerlendirmeleri öneriliyor.



