TRT dizisindeki Sümela aşkı Mekke kıyasına yol açtı!
Aç gözlülük mü?
Yoksa projenin bir parçası mı?
Bilemiyoruz.
Ancak TRT dizisinin girişinde verilen “Sümela Manastırı’nın” sırrı şimdi daha iyi anlaşıldı.
Daha evvel da dile getirmiş ve şöyle demiştik (https://www.sesgazetesi.com.tr/trt-dizilerinin-kilise-aski-ve-iznik-konsili):
TRT’de bu sene iki dizi yayınlanıyor.
Ciddi izlenme oranına da sahipler.
Birisi Karadeniz’de geçen bir hikâye…
Ama her bölümde sübliminal hipnoz: Sümela Manastırı.
Sanki Trabzon, Sümela Manastırı ile anılıyor…!
Sanki Trabzon, Pontus Rum Devleti’nin Başkenti…!
Sanki Fatih Sultan Mehmet Han Trabzon’u fethetmemiş…!
Yunan kızı yetiştiren papazın çok merhametli oluşuna…
İslam’ın da Oruç karakterinden ibaret olduğuna…
Hatta Oruç karakterinin namaza başlamasına “katil” amcasının vesile olması hususuna girmiyorum bile…!
Papaz efendi var…!
İmam yok…!
***
Görüne o ki mesele çok derin!...
Artık mevzuu, Dinî değerlerimizle bile kıyas noktasına getirildi.
Aymazlığa bakar mısınız?
Sümela Manastırı’nda ayinlerin azalmasını dert edinen bir turizmci vatandaş, Sümela Manastırı ile Mekke’yi bir tutan açıklama yapma garabetini gösterebiliyor.
Turizmi Geliştirme Ajansı (TGA) Karadeniz Temsilcisi vatandaş, Trabzon halkının milli duygularının Sümela Manastırı ayinlerine engel teşkil ettiğini söyleyerek; Sümela-Mekke mukayesesi gibi bir çirkinliğe imza atmış.
Ve ilgi zat, şöyle bir densiz açıklama yapmış:
“Trabzon din turizmi için çok iyi potansiyeli olan bir yer. Bakıyorsunuz Arap dünyasından da buraya insanlar geliyor, Ortodokslar da geliyor. Keşke diğer Hristiyanları da bir şekilde buraya alsak. Çünkü bugün dünya pazarına baktığınız zaman dini bir pazar var. Mekke’de de bunun turizmi yapılıyor; yani insanlar orada ibadet ederek kazanıyor her şeyi.”
***
Adam haklı!...
TRT dizisi Sümela Manastırı ile başlarsa…
Dizi karakterleri, İslam dinini, hoyratça ve gönül ilişkisi olduğu kız oyuncuyla, denizlerde arz-ı endam edip dindar adam olarak sunulursa…
İslam’ı da Cuma ve Oruç’tan ibaret sayarsa…
Olacağı budur.
Başta Trabzon olmak üzere Karadeniz üzerinde ciddi oyunlar oynanmaktadır.
Prof. Dr. Cihat Yaycı hocanın şu tespitleri yerin değil mi?
“Mekke’de de bunun turizmi yapılıyor.” Ne demek bu? Mekke ile Sümela’yı hangi tarihî, dinî veya sosyolojik ölçüyle birbirine benzetiyorsunuz? Suudi Arabistan Müslüman bir ülkedir. Mekke, İslam’ın doğduğu coğrafyanın merkezidir. Kâbe, yaklaşık iki milyar Müslümanın kıblesidir. Müslümanlar dünyanın neresinde bulunurlarsa bulunsunlar günde beş vakit yüzlerini Kâbe’ye dönmektedir. Hac ise İslam’ın beş temel şartından biridir. Siz bunu Sümela’daki ayinle nasıl kıyaslayabilirsiniz? Bu sadece yanlış bir benzetme değildir; meseleyi hiç anlamamaktır. Bir başka temel meseleyi de konuşalım. Bugün Sümela’nın bulunduğu Trabzon ve çevresinde, bu manastırın düzenli ibadet ihtiyacını karşılaması gereken yerleşik ve kayda değer bir Ortodoks cemaat mi bulunmaktadır? Hayır. O hâlde soralım: Bu ayin kimin günlük dinî ihtiyacını karşılamak için yapılıyor? İnsanlar başka ülkelerden getirilecek, özel tarihler belirlenecek, kotalar konulacak, uluslararası organizasyonlar gerçekleştirilecek ve tarihî bir manastır belirli günlerde yeniden dinî tören alanına dönüştürülecek. Bunun adı yerel cemaatin ibadet ihtiyacının karşılanması değildir. Dolayısıyla bunun siyasi ve sembolik boyutunun sorgulanmasından daha doğal ne olabilir?” (https://www.milligazete.com.tr/mekke-ile-sumelayi-bir-tuttu)
Hocanın görüş ve haklı eleştirilerine katılmamak mümkün değil?
Malum şahsın açıklamalarına aymazlık mı dersiniz?
Çirkinlik mi…
Had bilmezlik mi; o, sizin bileceğiniz bir iştir.
Ama mevzuu, başlı başına hem sorunlu…
Hem de sorumsuz bir meseledir.
Nihayetinde böylesi bir garabet, TRT dizisinin Sümela aşkıyla yakından ilgili olduğu da bir vakıadır.
İnşallah yeni dönemde Sümela Manastırı girişli tanıtımlar olmaz da…
Biz de ilgililerin iyi niyetine o zaman inanmış oluruz.