‘Ailem güvende’ operasyonu ile eşcinsel sapkınlığı yayan marjinal yapılara büyük bir darbe vurulduğunu haberlerden öğrenmişsinizdir.
Ama -hem dahili hem de harici- ilk ses nereden geldi, ona bakalım.
Önce harici tepkiler!
“Ailem Güvende” operasyonlarına ortak açıklamaya yaparak tepki veren ülkelere bakar mısınız?
Fransa, İsveç, Finlandiya, Almanya, İzlanda, Danimarka ve Hollanda.
Neymiş tepkileri…
Operasyonlardan endişe duyuyorlarmış!
Peh… peh…
Size ne?
Siz, kendi sapkınlığınıza bakınız.
Pekiyi, içimizde ilk tepkiyi kim gösterdi?
Onu da siz bulun!...
Ancak burası ayrıca düşünülmelidir.
Bu, ayrı bir bahis.
Biz, “neden kapatılmalı” sualinin cevabını vereceğiz.
Ancak kimse ayrımcılık yapılıyor diye avazının çıktığı kadar bağırmasın!
Yemezler!..
Bu çığırtkan güruh, aynı çığırtkanlığı aileyi ifsad edenlere karşı yapsalar; o vakit samimiyetlerine inanacağız.
Nerede o samimiyet!...
Aileyi ifsad eden lgbt sapkınlığının boyutlarını anlamamız için bazı bilgileri de verelim.
Konu daha net anlaşılsın.
***
Sapkın ve sapık güruhun yaptığına bakar mısınız?
İstikbalimizin yegâne ümidi olan çocuklarımızın şuur altına lgbt sapkınlığını yerleştirmek için sübliminal hipnoz tekniğini o kadar iyi kullanıyorlar ki; ister istemez bu kadarı da olmaz diyorsunuz.
Meselâ, yoğunluklu olarak bayraklarda ve etkinliklerde kullanılan gökkuşağı renklerini çocukların ulaşabileceği her eşyada kullanmaya başladılar.
Çanta, ayakkabı, kolye, özel kupalar vs.
Kozmetikte çokça kullanıldığını biliyoruz.
Son dönemlerde turizmde de çok etkili kullanılması dikkat çekicidir.
Markalar, bunlar için özel koleksiyonlar hazırlıyor.
İşletmeler de bu renkler için muhtelif kampanyalar tertip ediyor.
Bunları hem internet sitelerinde hem de dükkân gibi satış mekanlarında gökkuşağı temalı yüzlerce ürünü pazarlıyorlar.
Bu, sapkınlığın çocuklara yönelik boyutu.
***
Neden lgbt sapkınlığı tamamen yasaklansın sualin cevabını aramaya devam edelim.
Bu işin arka planı 1990’lara kadar uzanmaktadır.
Bunun için evvela, propaganda ve siyasi baskılarla cinsel yönelim furyası oluşturuldu.
1990’lı yıllardan itibaren filmlerle, dizilerle, reklam filmleri ile, markalarla…
Psikologlar, Dünya Sağlık Örgütü, politikacılar, sivil toplum kuruluşları marifetiyle…
Hatta devlet eliyle, “dokunulmaz” bir özgürlük alanı peydahlandı.
Önce çocuk denilecek yaşta olan gençlerin bu sapkın akımdan etkilenmeleri sağlandı.
Daha sonra kadın kılığı ya da gerçek kimlikleri üzerinden üçüncü bir kimlik oluşturma arayışı içerisinde oldular.
Bahsi geçen durum hem sosyolojik hem de bilimsel olarak kabul edilmektedir.
Bunlar hakkında en ufak bir şey diyenler de hemen aforoz edildi.
Bu sapık ve sapkınlıkla mücadele edenler hakkında raporlar düzenlenip Avrupa Birliği’ne şikâyet edilerek tehditlere maruz bırakıldılar.
LGBT sapkınlığını savunanlar ya da bizatihi lbgt sapkınlığın içinde olanlar ise dokunulmaz oldular.
LGBT sapkınlarının protesto gösterileri sosyal medya ve dijital mecralarda çarşaf çarşaf yayınlandı.
Böylece lgbt sapkınlığının görünür olması sağlandı.
Savunmadan saldırıya geçen bu sapkın güruhun sermaye çevrelerinde…
Dizi, sinema gibi sektörlerde oyunculuk yapanlar nezdinde kabul edilmesinin yolu açıldı.
Bu eşcinsel sapkın güruh, TBMM’de bazı partilerden siyasi destek almayı da başardılar.
Daha da ötesi kendini dindar kabul eden/ gösteren çevrelerde bile savunan kişilere rastlandı.
Hem de iktidar çevrelerinde…
Ama kimse bu değirmenin suyu nereden geliyor diye sormadı.
Soramadı…
Ya da sormaması için dahili ve harici küreselciler tarafından desteklenerek gönüllü taraftarı olmaları sağlandı.
***
Özetle…
Bu sapkınlığın bağlı olduğu küresel çetenin temel amacı şudur:
Müslüman bir milletin gençlerini zehirleyip, surda bir geçit açarak Müslüman Türk neslini yok etmektir.
Her fırsatta kadın ve aileden dem vuran…
Toplumsal ahlak denildiğinde mangalda kül bırakmayan malum zihniyetin…
Feminist oluşumların ve karanlık odaların çirkin yüzünü görmek mecburiyetindeyiz.
Allah’ın lanetlediği eşcinsel sapkınlara ve sapkınlığa karşı müteyakkız olmak gibi bir mesuliyetimiz vardır.
Bundan kaçamayız.
Çünkü küresel çetenin sapkın gönüllüleri ülkemizde bir hayli mesafe almış görünüyor.
Son sözümüz şöyle olsun:
LGBT sapkınlığı tamamen yasaklanmalıdır.
Devleti yönetenler bir an evvel lgbt sapkınlığına son vermek için bu sapıklığı savunan dernekleri, gay kulüpleri gibi oluşumları süresiz kapatmalıdır.
Böylece sorun, temelden çözüme kavuşsun.