Merhaba.
Seçimlerin üzerinden biraz zaman geçti.
Değerlendirme için pek fırsatım olmamıştı.
Bu sözlerle yazıma başlıyorum.
**
Yerel seçimleri atlattık. Yorucu bir süreç oldu. Seçimler hakkında değerlendirmelerimizi ilerleyen süreçte de yapacağız.
Türkiye genelinde araştırma şirketlerinin bile beklemediği sonuçlar çıktı. Halk dengeyi bir şekilde sağladı. Memnun olmadığı konular olduğunu haykırdı. Bu memnuniyetsizliğini bu denli genel seçimde değil de yerel seçimde göstererek halk şu mesajı verdi iktidara. 'Senden de vazgeçemiyorum ama seninle de olmuyor.' İktidar önümüzdeki süreçte bu mesajı iyi değerlendirmezse bu 20 yıllık evlilik tek taraflı platonik ilişkiye döner. Halk ayrıca CHP'li belediyelerin yönetimini onaylamış gözüküyor. Bu dönem onların ortaya koyacağı performans ilk genel seçimde yeni bir evliliğin başlamasına sebep olabilir.
**
Diğer yandan iktidar halkla arasına giren bariyeri kırmalı. Bu konuda yazacağım daha ama kısa keseyim. Mesela siyasetle ne alakası var denilebilir ama Kaymakamlar hükümetin temsilcisidir ilçelerde. Bu yüzden daha çok halkla bir araya gelmeleri sağlanmalı. Yetkim olsa makam araçlarındaki siyah filmleri yasaklarım. Güneş gözlüğü ile programlara katılmayı ve dahası halkın olduğu her yerde bunları takmalarını yasaklarım. Makam odalarında takabilirler!! Kaymakamlar alışverişlerini kendileri yapmalı. İlçede bir kahveye oturup çay içebilmeli, ilçede turlayabilmeli, minibüse binebilmeli. Gençlerin gittiği mekanlara gidebilmeli. Hastane işi olursa bir vatandaş gibi gidebilmeli. Bu sorunları yerinde gözlemlemek için de gerekiyor. Planlı yapılan ziyaretlerin hiçbir anlamı yok. Kaymakamdan çok kaymakamlık taslayanlar zaten rahatsız olunacak konuları halının altına süpürebiliyor. Planlı yapılan ziyaretler Ömer Seyfettin'in Yüksek Ökçeler öyküsünü aklıma getiriyor. Okumanızı tavsiye ederim.

**

Aydın'da da iki seçim kaybetmesine rağmen aday yapılan Mustafa Savaş bir kere daha aday yapılınca, 'Recep Tayyip Erdoğan'ın, Özlem Çerçioğlu'na karşı bir sevgisi var galiba' demiştim. Aydın da sürpriz olma şansı hiç yoktu.
**
Karacasu'da Zeki İnal döneminde öyle bir yönetim ortaya konuldu ki bu dönem kaybetmek için her şey yapıldı. Zeki İnal'ın gidip Mehmet Erikmen'in gelmesi bir şey değiştirmez. Yönetim anlayışı değişse de aynı parti aynı yönetim. Ki Mehmet Erikmen Zeki İnal zamanında başkan yardımcısıydı. İnal'ın yaptığı hatalar halkın gözünde Erikmen'i de bağlar. Erikmen göreve geldikten sonra konuşmakta geç kaldı. İnal'ın yaptığı hataları tek tek açıklamalı kendisinin bir şekilde onun gibi olmadığını anlatmalıydı. Bazen konuşmamak en güçlü iletişimdir. Ama içinde bulunulan durum öyle değildi. Erikmen ilk günden konuşmalıydı ve halka iletişimi güçlü tutmalıydı. Seçim sürecine kadar bir günde bir güne çarşıda bir tur atmamış kahveye oturmamış bir başkan ağzıyla kuş tutsa olmaz, olmadı.
**
Seçim sürecinde nereden çıktığı da belli olmayan "Erikmen kazanırsa 3 ay sonra istifa ettirilip Ak partili biri gelecek" söylemlerinin önü kesilemedi.
**
Zeki İnal belediye başkanlığı döneminde bu ilçe en karanlık günlerini yaşadı. Yazdım, yazacağım. İki güçlü partiyle seçimi kazanmışsın, 10 yıllık iktidarı devirmişsin ama ikinci dönem fırsatı tepmek için her şeyi yapmışsın. Ders olup okutulmalı, bir ilçe nasıl yönetilmemeli diye.
*
Görev yaptığı sürede ve istifasında birçok karanlık nokta bırakan Zeki İnal, halkla dalga geçer gibi bir daha aday oldu. Üstelik halka elle tutulur bir açıklama yapmadan. Halk da tokatı çarptı: "Beninle dalga geçmezsin" dedi. İnal, neyse de İYİ Parti'nin onu aday yapması, onun ardından gitmesi daha da düşündürücü. İYİ Parti İlçe Başkanı seçimden sonra yaptığı değerlendirmede "Medya bizim karşımızdaydı" demiş. Kaybetme sebepleri arasında bunu da saymış. Teşekkür ederiz. Gücümüzü kendisi de teyit etmiş.
**
Mustafa Büyükyapıcı'nın, 2019-2024 arasındaki çok kötü belediye yönetiminin ardından kazanması çok doğal. Karşı tarafın bütün handikaplarına rağmen iki partiye karşı seçimi kazanması büyük başarı. 5 yıl önce kaybetmiş bir adayın bunu başarması daha da önemli.
Hatta meclis üyeleri açıklanmadan önce 3-0 önde başlıyor yarışa değerlendirmeleri yapıldı. Kendi meclis üyeleri açıklandıktan sonra aradaki fark azaldı ama karşı tarafta da halk umduğunu bulamadı. Son 10 gün Büyükyapıcı seçimi kazanıyor dedik. 3 gün kala fark olur mu diyordum ama bu kadar farkı hiç beklemiyorduk. 5 yılda çok kötü bir yönetim sergilemiş bir belediye, karşısında tecrübeli bir başkan, ülke genelinde CHP'ye karşı oluşan olumlu hava, ekonomik gerekçeler, CHP'li aday ve ekibinin gerek basınla gerek diğer unsurlarla profesyonel çalışması bu başarıyı getiren faktörler oldu. Bir vatandaş olarak ilçe o kadar kötü günlerden geçerken CHP'li Meclis üyeleri dışında CHP yönetiminin sessiz kalmasını hiçbir zaman unutmayacağım, her zaman hatırlayacağım. Önemli olan iktidar olunca konuşmak değil muhalefetteyken konuşabilmek, halkın yanında durabilmektir. CHP yönetimi bu konuda sınıfta kaldı benim gözümde. Bundan sonrasına bakacağız.
Daha önce de yazdım bunları.
**
Ayrıca normal şartlarda AK Parti ve MHP İlçe Yönetimleri istifa etmeli.

**
Büyükyapıcı büyük bir borçla karşı karşıya umarım üstesinden gelir.
Zaman iletişim zamanı. Halka anlatacak. Borcu açıkladı. Borcun neden kaynaklandığını da açıklayacak. Bu paraların nereye harcandığını da açıklayacak. Nasıl ödeyeceğini de açıklayacak. Bir yer sattı diyelim. Sattığı yerin parasını hangi borcu kapatmak için kullandığını da tek tek açıklayacak.
**
Makam aracında sıkıntılar olduğu söylendi. Büyükyapıcı, Genel Başkanı Özgür Özel'in bütün belediye başkanlarıyla yaptığı etkinlik sebebiyle Ankara'ya gidecekti. Belediyenin makam aracının o kadar olduğu söylendi ki Ankara'ya bile gitmeye cesaret edilemedi o araçla. Başkan, bu sebeple bildiğim Kuyucak Belediye Başkanı ile birlikte gitti Ankara'ya. Zaman tasarruf ve iletişim zamanı. Aslında otobüsle gidebilir, otobüsün önündeki çekileceği bir fotoğrafı medyaya servis edebilirdi. Hem iddia edildiği gibi makam arabasının bile kullanılmaz hale getirildiğini en somut haliyle anlatır hem belediyenin borçlu olduğunu en somut şekilde anlatır hem de Karacasu adının Türkiye genelinde gündeme gelmesini sağlardı. Hem sorununu anlatmış olur, hem de ilçenin tanıtımına katkı yapardı. Bu fırsatları değerlendirmek lazım.

**
Büyükyapıcı ekibi görevi devraldıktan sonra bazı farklar oluşmaya başladı. Daha da olacaktır. Önceki yönetim zamanında umumî tuvaletlerden sürekli şikayet geliyordu. Geçen bir vatandaş yeni yönetimin bu konuyu çözdüğünü söyledi. Başka konular da vardır muhakkak. Köpek sorununda da bu fark oluşturulmalı.
**
Yeni yönetim belediye girişinde personel görevlendirmeli. Yaşlılar için bu şart. İnsanlar nereye gideceğini bilemeyebiliyor. Pazar yerinde belediyeye ait danışma standı açılmalı. Dışardan da ilgi gören bir pazar. Pazar yerinde belediye görevlisi yazılı giysi giymiş birkaç kişi dolaşmalı.

**
Diğer yandan önceki dönemde Büyükyapıcı için en çok eleştiri konusu olan 'halka selam vermiyor' konusu. Bence belediye başkanı görevini dört dörtlük yapsın varsın selam vermesin. Halka iletişim elbette önemli ama görevini dört dörtlük yapıyorsa çok da önemli olmaz. Bu sorun büyük yerlerde olmaz zaten. Küçük yerlerde hep göz önünde olunca bu bir sorun oluyor. Bu nasıl aşılır? Belediyenin kurumsal yapısını güçlendirerek aşılır. Belediye denince akla kim geliyor? Tabi ki başkan. Ama doğrusu güçlü kurumsal bir Karacasu Belediyesi gelmeli. Çalışkan, liyakatli atıyorum 100 personeline tamamı gelmeli. Yaptığı işler gelmeli. Başkan figürü elbette önde olacak ama kurumsal yapı güçlendirilmeli. Başkanın üzerindeki gözleri diğer unsurlara dağıtarak bu olur. İnisiyatif almış Başkan yardımcısı, meclis üyeleri.. Görevini yapan bürokratlar. Başkandan en alttaki çalışana kadar halkın yanında olduğu mesajını veren bir kurumsal anlayış. İlçe merkezinde Karacasu Belediyesi'nin kurumsal yapısını güçlendirecek unsurlar. Çalışanların Karacasu Belediyesi yazılı giysiler giymeleri... Sosyal belediyecilik çalışmalarının arttırılması...
***
İlçe merkezinde Karacasu Belediyesi danışma merkezi isimli bir küçük bir yer oluşturulmalı. Bu hem ilçe halkının sorunlarını birebir ve anında almak için hem de ilçeye gezmeye gelenlerin sorularına yanıt vermek için gerekli. Dışarıdan gelenler muhatap arıyorlar. Gezecek yerler hakkında bilgi almak istiyorlar. En iyi pideyi nerede yiyeceklerini soruyorlar mesela. Bu soru aslında biraz da psikolojik bir sorudur. Bu insan psikolojisi ile alakalı bir durum. Yabancı bir yere gittiğinde kendini güvende hissetmek istersin. Bunu da birileriyle iletişime geçerek yaparsın. Pideyi nerede yerim sorusu aslında mide alakalı değil beyinle alâkalı bir durum. Çok dağıtmadan belediye hem çok geç kalmadan bir danışma merkezi açmalı ana cadde üzerine ve bu merkez daha çok yabancının geldiği hafta sonları dahil açık olmalı.

**
Burada kalsın.
Devam ederim
Herkese iyi günler.