Bloomberg’e konuşan ve konuya ilişkin görüşmeler devam ettiği için isminin açıklanmasını istemeyen bir yetkili, üzerinde çalışılan model kapsamında SPK’nın tasfiye kararı aldığı 131 fondaki varlıkların ortak bir havuzda bir araya getirilmesinin değerlendirildiğini söyledi.
Planın hayata geçirilmesi halinde oluşturulacak havuzun hangi kurum tarafından yönetileceği de ekonomi yönetiminin gündemindeki başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Ancak çalışmanın henüz ilk aşamasında bulunduğu ve süreç içerisinde kapsamının veya modelin değişebileceği ifade ediliyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile SPK ise konuya ilişkin Bloomberg’in sorularına yanıt vermedi.
18 milyar doları aşan varlık, yaklaşık 350 bin yatırımcı
Ortak havuz seçeneğinin, bazı yatırım fonlarında yatırımcıların çıkış taleplerinin karşılanamamasıyla başlayan gelişmelerin ardından gündeme geldiği belirtiliyor. Yaşanan süreçte yatırımcıların fonlardan paralarını çekmekte zorlanması, bazı fon yöneticilerinin tutuklanması ve Borsa İstanbul’da sert satışların görülmesi piyasalarda endişeyi artırdı.
SPK tarafından tasfiye edilmesine karar verilen 131 fonda toplam yatırım büyüklüğünün 18 milyar doların üzerinde olduğu, söz konusu fonlarda yaklaşık 350 bin yatırımcının bulunduğu aktarılıyor.
Bloomberg’in haberine göre ortak havuz modeli hayata geçirilirse burada toplanacak varlıkların, yatırımcıların fonlardan çıkış kapsamında talep ettiği nakit ödemelerin yönetilmesinde kullanılması değerlendirilebilir.
Nitelikli yatırımcı şartında değişiklik gündemde
Ekonomi yönetiminin değerlendirdiği başlıklardan bir diğerinin ise nitelikli yatırımcı tanımında kullanılan finansal varlık sınırının yükseltilmesi olduğu belirtildi.
Mevcut düzenlemeye göre 10 milyon lira seviyesinde bulunan ve yaklaşık 205 bin dolara karşılık gelen varlık sınırının artırılması seçeneğinin masada olduğu ifade edildi. SPK, nitelikli yatırımcılar için geçerli olan bu eşiği son olarak Aralık ayında yükseltmişti.
Hem 131 fonun varlıklarının ortak havuzda toplanmasına ilişkin çalışma hem de nitelikli yatırımcı sınırındaki olası değişikliklerin henüz kesinleşmediği, her iki konunun da değerlendirme aşamasında bulunduğu kaydedildi.




