Aydın SES Gazetesi'nden Mehmet Kavas'ın haberine göre, Türkiye’de son dönemde zayıflattığı iddiasıyla binlerce kişi tarafından tüketilen kahveler, geçtiğimiz ay Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 'Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar' listesinde yer aldı. Daha çok internet üzerinden satışı yapılan bu tür kahvelere bir tepki Aydın’dan geldi.

“BUNLAR KAHVE DEĞİL”
Kentte 40 yıldır hizmet veren Acar Kurukahve’nin sahibi Mehmet Acar ve ünlü diyetisyen Buğra Öztürk, zayıflattığı iddiasıyla tercih edilen kahvelerden vatandaşların uzak durması gerektiğini vurguladı. Piyasada zayıflama kahvesi veya detoks kahvesi olarak satılan ürünlerin içerisinde kahve bulunmadığının altını çizen Acar, “Bir kurukahveci olarak bu ürünleri kahve sınıfına sokmuyoruz ve kesinlikle satışını yapmıyoruz. Maalesef bazı müşterilerimiz bu ürünleri bize soruyorlar, biz kendilerine bunların içeriğinde kahve olmadığını belirtiyoruz ve kullanmalarını tavsiye etmiyoruz. Kahveseverlere önerimiz, kahveyi taze öğütülmüş olarak alıp Türk kahvesi olarak pişirebilir, filtre kahve olarak demleyebilirler veya ev tipi espresso makinelerine sahiplerse espresso veya americano olarak içebilirler. Ayrıca kahveyi şekersiz ve sütsüz olarak tercih etmelerini öneriyoruz. Biz müşterilerimize kahvenin tüm aromalarını ve tadını hissedebilmeleri için bu önerileri yapıyoruz. Çünkü kahveye kattığımız her ürün kahvenin kendine has aromasını baskılar.” ifadelerini kullandı.

“ÇOK TEHLİKELİ”
Zayıflattığı iddiasıyla satılan kahvelerin insan sağlığına zararlı olduğunu belirten diyetisyen Öztürk de “Zayıflama adı altında satılan kahvelerin içinde bizim sistemimizi zorlayan çok fazla madde var. Bu kahvelerin içinde bulunan özellikle 'sibutramin' obezite tedavisinde kullanılan çok ciddi bir ilaç. Bireyler, bu kahveleri içtikten sonra kilo verdiklerini görüyorlar ancak verdikleri kilolar yağdan değil, kasların içinde bulunan sular vücuttan atılıyor. Kasların içindeki sular bittiğinde birey hala bu kahveleri içmeye devam ediyorsa, bu kimyasal attıracak su bulamayınca kaslara yöneliyor. Kaslardan kayıp oluşurken yağda ise herhangi bir kayıp yok. Kişi vücudunu kötü bir hale dönüştürürken ne yazık ki bunun farkında değil. Bu kahveyi kullandıkça vücuduna geri dönülemeyecek zararlar bırakabilir. İşte bu çok tehlikeli. Çünkü her organın bir doğası var. Bu durumda organların doğası bozuluyor ve kalıcı sağlık sorunları ortaya çıkıyor. Özellikle karaciğer ve böbrek rahatsızlığı noktasında telafisi olmayan sonuçlar doğurabilir.” dedi. Tazeliğini ve üretimini bildiği kahveleri tercih ettiğini kaydeden Öztürk, “Espresso bazlı direk çekirdekten üretilen kahveler, filtre kahve ve Türk kahvesi her zaman benim için öncelik.” diyerek tükettiği kahvelerin kriterlerini açıkladı.





