1,5 milyon nüfusuyla tarım ili olan Aydın, çiftçisiyle, üreticisiyle, tarımıyla Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı günlerini, yıllarını yaşıyor.

Durdurulamayan enflasyonla gelen hayat pahalılığı, en büyük sıkıntı.

Pazarda fiyatlar almış başını gidiyor.

Belediyeler bu konuda çifte standart uyguluyor.

İşçi ücretleri 500-600 liradan 2.000 liraya çıktı.

Çiftçinin, köylünün ürettiği mahsul fiyatları TARLADA PARA YAPMIYOR.

Köylünün elinde para etmeyen mahsul, pazarda fahiş fiyata satılıyor.

Yüksek enflasyon MİLLETTE geçim sıkıntısı yarattı.

Hükümet yetkilileri şaşkın. Fiyat artışlarını durduramıyor. Sadece seyrediyor.

Çiftçi adeta sahipsiz. Halk çaresiz.

Yaşanılan fon skandalı, yaşanılan sıkıntıları daha da tetikledi.

Semt pazarlarında 30-40 liraya satılan sebze meyve, bir başka tezgahta etiketsiz, 150 liraya satılıyor.

Pazarda fiyat denetimi kalmadı. Zabıtanın yetkileri yetersiz.

Sadece yer işgaliye parası alıyor. Etiket koymalarını sağlıyor. Acil gözden geçirilmeli.

Çiftçi, üretici kuruluşları, odaları... Elinden geldiğince çiftçi lehine çabalıyor. Üreticiye faydalı olmak için sorunlarını en aza indirmeye çalışıyor.

Yetkililer çiftçinin sorunlarını görmek istemiyor. Hatta sorunlarını bilen yok.

Çözüm gelse, çiftçi, köylü, esnaf rahatlar.

Geçen yıl 600-700 liraya satılan Aydın inciri, şimdi pazarda 300-400 liraya satılıyor.

İhracat durmuş. İç pazarda enflasyondan dolayı İNCİRİ alan yok, satan yok.

“DAĞLARINDAN YAĞ AKAN, OVASINDAN BAĞ AKAN” diye anılan Aydın’ın zeytini de para etmiyor.

Geçen yıl piyasada 350 liraya kadar çıkan ZEYTİNYAĞI, bugünlerde 150 lira civarında.

Aydın’da çiftçi, köylü, üretici güç durumda. Tarım ölmek üzere, çiftçinin desteğe ihtiyacı var. Aydın’da emlakçılarda incir, zeytin bahçelerinin satışı tam 10 kat arttı. Tarla fiyatları da o kadar ucuzladı. Bu gidişat durdurulmalı.

**

UKRAYNA YETER DEDİ!

Ukrayna Başkanı Zelenski, ne oldum delisi, güç zehirlenmesi yaşayan bir lider.

Ukraynalılar, Zelenski nedeniyle çok şanssız bir toplum.

Bir lider, ancak bu kadar ülkesini kötü yönetir. Uçuruma atar.

Batının ağzına baktı, Rusya’ya kafa tuttu, savaşa girdi.

Dünya, yediden yetmişe bu talihsizliği gördü ama bu savaşı önleyemedi.

Zelenski halkını ateşe attı. Ülkeyi mahvetti.

60 yıldır Türkiye’yi Avrupa Birliği kapısında bekleten Avrupa Birliği, Ukrayna’yı savaşa sokmayı başardı.

İki yıldır bütün uzmanların savaşa girme uyarısını bir kenara itti.

Rusya’yı yok edeceğini sandı.

Akıl yoksunu bu insan, Batı’nın gaz verişini görmedi. Görmek istemedi.

İki yıldır süren Rusya ile savaşta ülkesini enkaz yığını hâline getirdi.

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı seversiniz, sevmezsiniz.

Ülkesini bu kargaşadan nasıl koruduğunu, uzak tuttuğunu görüyoruz.

Savunma sanayisinde ülkesini nasıl güçlü kıldığını yaşıyoruz.

Ortadoğu coğrafyasında bir ülkeyiz. Ukrayna’nın başına gelenler tüm ülkelere ders olacak nitelikte.

Türkiye, dış politikası ile dünyanın saygınlığını kazanan bir ülke durumuna geldi.

ATATÜRK’ÜN “YURTTA SULH, CİHANDA SULH” İLKESİNE UYDUĞUMUZ İÇİN.

**

ETME BULMA DÜNYASI!

“Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.” sözünü hepimiz çok iyi biliriz.

Hatta “Demir icat oldu, mertlik bozuldu.” sözleri de toplumda çok kullanılır.

İşte tam o zamanı yaşıyoruz.

Fransa’daki öğrenci olayları, ülkeyi iç savaş eşiğine getirdi.

Fransa sabıkalı bir ülke. Hak, hukuk, adalet edebiyatı yapar ama emek sömürür.

1950’li, 1960’lı yıllara kadar Fransa’nın Afrika’da 20 sömürge kabilesi, devleti vardı.

O insanların malını, alın terini ellerinden almasıyla bugünlere geldi.

Fransa’daki gençlik protestolarında ilahi adaleti görüyorum.

FRANSA’DA, 15-16 yaşındaki gençlik istikbalde kendi geleceğini göremedi.

Hükümeti zevk sefa içinde gördü.

Gençlik bu protestolarla devletini adeta uyardı. “Geleceğimize yatırım istiyoruz.” dedi.

Protestolar tüm ülkeyi sardı. Protestolar daha sonra hayat pahalılığı protestolarına dönüştü.

Çaresiz kalan Devlet Başkanı Macron, orduya olaylara müdahale emri verdi. Fransa iç savaşın eşiğine geldi.

İki gün önceki protestolara 70 bin asker ve polis görevlendirildi.

Fransa’da ok yaydan çıktı.

Keza İtalya’da aynı durum yaşanıyor. Gençlik hiçbir siyasi grubun maşası olmadı. Milletini temsilen yürüdü.

Kendi geleceği, ülkesinin geleceği için yürüyor, protesto ediyor.

Bu olaylar dünya ülkelerine örnek olmalı.

Gençler, ÜLKELERİNİN geleceği için çalışmalı.

Okullarımızda yaşanan olaylar hiç de hoş görülecek cinsten değil.

Ahlaksızlık, terör, şiddet gençliğimizin hedefi olamaz.

GENÇLİĞİMİZ ÜZERİNDE OYUNLAR OYNANIYOR. Bunu millet olarak önlemeliyiz.

Ülkemizde siyaset, verdiği görüntüden uzaklaşmalı.

Gençliğe örnek olacak bir duruma gelmeli.

Partiler ülkemizi “böl, parçala, yönet” anlayışından uzak çalışmalı.

Hepimiz, coğrafyamızda “TÜRKİYE’NİN GÜÇLÜ OLMA” zorunluluğunu bilmeliyiz.

Birlik ve beraberliğimizin önemini kavramalıyız.