Ev sahipleri ve kiracılar arasındaki kira bedeli uyuşmazlıklarında, yenilenen sözleşmenin beş yıllık süreyi nasıl etkilediği tartışma konusu oldu. İstanbul’daki bir iş yerine ilişkin davada mülk sahibi, aylık 22 bin liralık kiranın çevredeki benzer taşınmazların gerisinde kaldığını belirterek bedelin 39 bin lira olarak belirlenmesini istedi.
Yerel mahkeme ise tarafların son yazılı sözleşmeyi 2018’de düzenlediğini ve talep edilen dönem bakımından bu tarihten itibaren beş yıl geçmediğini gerekçe gösterdi. Uyuşmazlık, temyiz incelemesi için Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’ne taşındı.
Son sözleşmenin tarihi tek başına yeterli görülmedi
Dosyaya ilişkin Ekonomim’de yayımlanan habere göre, taraflar arasındaki kira ilişkisi 2005’te başladı. Yargıtay, 2018 tarihli sözleşmenin yeni bir kira ilişkisi oluşturup oluşturmadığının araştırılmasını isteyerek yerel mahkeme kararını bozdu.
İncelemede, son sözleşmenin yalnızca mevcut ilişkiyi yazılı hale getirmek amacıyla düzenlendiği yönündeki iddianın da değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Böylece uyuşmazlığın merkezine, son imzanın tarihinin yanı sıra sözleşmenin hangi amaçla yapıldığı yerleşti.
Yenilenen sözleşmedeki bedel rayici yansıtıyor muydu?
Karara ilişkin haberde, 2018’de belirlenen kiranın o dönemdeki emsal ve rayiç bedellere uygunluğunun bilirkişi incelemesiyle araştırılması gerektiği aktarıldı.
Bu ayrım, kira bedelinin hangi yöntemle belirleneceği açısından önem taşıyor. Haberdeki aktarıma göre, yenilenen sözleşmedeki bedelin rayice uygun olması durumunda sözleşmedeki artış şartları; uygun olmaması durumunda ise diğer koşullar da oluşmuşsa hak ve nesafet esasları değerlendirilecek.
Beş yıl şartı kaldırılmadı, 39 bin liralık talep kesinleşmedi
Aktarılan karar, kira tespitinde beş yıllık sürenin tamamen kaldırıldığı anlamına gelmiyor. Üzerinde durulan konu, devam eden bir kira ilişkisinde sonradan imzalanan sözleşmenin süre hesabına etkisi.
Ayrıca mülk sahibinin istediği 39 bin lira, mahkemece kesinleştirilmiş yeni kira bedeli olarak sunulmuyor. Dosyada kira ilişkisinin geçmişinin, sözleşmenin niteliğinin ve emsal bedellerin araştırılması isteniyor. Bu nedenle kararın, “Kirası düşük kalan herkes beş yıl beklemeden rayiç üzerinden artış yaptırabilir” şeklinde yorumlanmaması gerekiyor.



