81 ile lastik satıyordu! 38 yıllık firma için yeni karar!
81 ile lastik satıyordu! 38 yıllık firma için yeni karar!
İçeriği Görüntüle

Araç sahipleri arasında yıllardır tartışılan, seyir halindeyken tavan lambasını açmanın yasak olduğu yönündeki inanış yeniden gündeme geldi. Özellikle gece yolculuklarında araç içi aydınlatmayı kullanan sürücüler, bu davranışın trafik cezasına neden olup olmayacağını merak ediyor.

Türkiye'de yürürlükte bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği incelendiğinde, araçların standart iç aydınlatma lambalarının sürüş sırasında yakılmasını tek başına yasaklayan özel bir hüküm bulunmuyor.

Ancak bu durum, araç içindeki aydınlatmanın her koşulda güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle karanlık yollarda kullanılan güçlü kabin ışıkları, sürücünün görüşünü olumsuz etkileyerek kaza riskini artırabiliyor.

ARAÇ İÇİ TAVAN LAMBASINI AÇMAK TRAFİK CEZASI GEREKTİRİR Mİ?

Sürücülerin en çok merak ettiği konulardan biri, yolculuk sırasında tavan lambasının açık bırakılmasının doğrudan trafik cezasına yol açıp açmadığı.

Mevzuata göre aracın standart tavan lambasını açmak, tek başına idari para cezası uygulanmasını gerektiren özel bir trafik ihlali olarak tanımlanmıyor.

Bununla birlikte sürücüler, trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek davranışlardan kaçınmakla yükümlü bulunuyor.

Araç içerisindeki ışığın görüşü ciddi şekilde azaltması, sürücünün dikkatini dağıtması veya başka bir somut kural ihlaline neden olması halinde ilgili trafik hükümleri kapsamında değerlendirme yapılabiliyor.

Ancak yalnızca tavan lambası açık olduğu için otomatik para cezası veya ceza puanı uygulanacağına ilişkin özel bir düzenleme bulunmuyor. Herhangi bir yaptırımın söz konusu olabilmesi için somut bir kural ihlalinin tespit edilmesi gerekiyor.

GECE SÜRÜŞÜNDE TAVAN LAMBASI NEDEN TEHLİKELİ OLABİLİR?

Araç içi aydınlatmanın özellikle gece saatlerinde açık tutulması, sürüş güvenliğini olumsuz etkileyebiliyor.

Kabin içerisindeki ışık, ön camda ve yan camlarda yansımalar oluşturarak sürücünün dışarıyı net görmesini zorlaştırabiliyor. Özellikle aydınlatması yetersiz yollarda bu durum daha fazla önem kazanıyor.

İç aydınlatmanın olası etkileri arasında gece görüşünün zayıflaması, camlardaki yansımaların artması, yol üzerindeki nesnelerin fark edilmesinin zorlaşması ve sürücünün dikkatinin dağılması bulunuyor.

Bu nedenle gece yolculuklarında tavan lambasının yalnızca ihtiyaç duyulduğunda ve mümkün olduğunca kısa süreyle kullanılması öneriliyor.

Özellikle sürücünün ön camına doğrudan yansıyan güçlü aydınlatmaların açık bırakılmaması, güvenli sürüş açısından önem taşıyor.

TAVAN LAMBASI AÇIK KALIRSA AKÜ BİTER Mİ?

Araç içi aydınlatmalar yalnızca sürüş güvenliği bakımından değil, akü tüketimi açısından da dikkat edilmesi gereken donanımlar arasında bulunuyor.

Özellikle eski model araçlarda kullanılan akkor veya halojen ampuller, LED aydınlatmalara kıyasla daha fazla elektrik tüketebiliyor.

Araç park edildikten sonra tavan lambasının uzun süre açık kalması, akünün doluluk durumuna ve kapasitesine bağlı olarak aracın yeniden çalıştırılmasını zorlaştırabiliyor.

Yeni nesil otomobillerin bir bölümünde ise akünün boşalmasını önlemek amacıyla iç aydınlatmayı belirli bir sürenin ardından otomatik kapatan sistemler bulunuyor.

Ancak bu özellik her araçta standart olarak sunulmuyor. Otomatik kapanma süresi de aracın marka, model ve donanımına göre farklılık gösterebiliyor.

Sürücülerin araçtan ayrılmadan önce kapıların ve bagaj kapağının tam kapandığından, iç aydınlatmaların gereksiz yere açık kalmadığından emin olması öneriliyor.

Böylece hem akü kaynaklı olası sorunların hem de gece sürüşlerinde görüş kaybına bağlı risklerin azaltılması mümkün olabiliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ