Gündem

Karacasu RES'e direniyor

Karacasu RES'e direniyor
Abone Ol
Aydın SES Gazetesi muhabirlerinden Özgür DEDEOLUK'un haberine göre, İdare Mahkemesi hakimi, bilirkişiler ve tarafların avukatlarının bulunduğu keşif sahasında çok sayıda mahalleli yer aldı. Bir bakanlık yetkilisinin tüm türbin alanlarının gezilmesine gerek olmadığını söylediği iddiası vatandaşların tepkisine neden oldu. Hakimin kararıyla 15 türbin alanının tamamında inceleme yapıldı. Keşifte görevli bir kişinin çekim yapan gazetecinin kamerasını eliyle engellemesi yadırgandı. Ulaşımın oldukça zor olduğu coğrafyada bilirkişiler yerleri tek tek fotoğraflarken raporun önümüzdeki günlerde belli olacağı kaydedildi.

TARIM VE HAYVANCILIK YAPILIYOR

Aydın'ın Karacasu ilçesi Karacaören ve Ataköy Mahalleleri ile Denizli ili, Sarayköy ilçesi, Yeşilyurt ve Hisar Mahalleleri ve Babadağ ilçesi, Karadağ ve Kıranyer Mahalleleri Mevkii’nde kurulması planlanan “Hacıhıdırlar Rüzgar Enerji Santrali (RES) ve Mobil Kırma Eleme Tesisi (15 Türbin-82,5 MWm/45 MWe (Patlatmalı)) Projesi halkın tepkisini çekmeye devam ediyor. Geçtiğimiz ay projeyi imece usulü dayanışma sergileyerek yargıya taşıyan vatandaşlar, ÇED kararına itiraz etti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın verdiği ÇED olumlu kararına yönelik iptal davası açıldı. Öte yandan ÇED Raporunda halkın katılmadığı toplantıların halkın katılımıyla yapıldığı şeklinde ibarenin düşülmesi dikkat çekmişti. Ataköy Mahallesinde bin 500 rakımda kiraz, armut, elma, kestane, fındık, tütün, arpa, buğday, fasulye, domates, biber, börülce, karpuz gibi sayısız ürünün susuz bir şekilde üretildiği, küçük baş, büyükbaş
hayvancılık ve arıcılığın yapıldığı bölgede rüzgar enerji santralinin kurulmasının planlanması üreticilerin tepkisine neden oldu. Projenin toplamda binlerce parseli etkileyeceği öğrenilirken vatandaşlar kendilerinden habersiz arazilerine şerh konulmasına tepki gösterip tarım arazilerinin etkilenecek olmasından dolayı projeye karşı çıkacaklarını dile getirdi.

KİLOMETRELERCE İNCELEME YAPILDI

İdare mahkemesi heyetinin yer aldığı keşif bin 600 rakımda tarafların dinlenmesi ile başladı. Ardından 15 türbinin kurulması planlanan yerler tek tek gezildi. Araziler hakkında bilgiler alınırken fotoğraflama yapıldı. Keşif esnasında arazilerinde çalışmakta olan üreticiler bir yandan keşif çalışmasını takip ederken arazilerini vermeyeceklerini, sonuna kadar savunacaklarını dile getirdi. Keşif sırasında yorulduğu için tarım arazisine konan minik bir tepeli kuş çevredekilerin dikkatini çekerken bu durum köylülerin derdini özetleyen bir an oldu. Karacaören Mahallesi'nde keşif heyetini uzaklardan izleyen 2. Sınıf öğrencisi Yiğit de atalarının yadigarı toprakların geleceğini meraklı ve ilgili gözlerle takip etmesi objektiflere yansıdı.

"BURALAR BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZ, GENÇLİĞİMİZ, GELECEĞİMİZ"

Ataköy Mahallesi'ndeki yaylada üretim yapan Zülfikar Sert, "Tarlalarımızı almak istiyorlar. Vermek istemiyoruz. Ekmeğimizi oradan alıyoruz. Buğday, kestane, elma, kiraz, börülce, fasulye. Vermek istemiyoruz biz" dedi. Yıldız Küpelioğlu "Çocukluğumuz her şey burası. Doğamızı almasınlar. İstemiyoruz. Bu güzelim doğayı yok etmesinler. Ne olursa olsun çıkarları için hiç kimse bunu yapmasın. Çocukluğumuzu gençliğimizi almasınlar. Burada aklınıza ne gelirse her şey yetişiyor. Biz 6 kız kardeş burada büyüdük. Çocukluğumuz gençliğimiz burada geçti. Burada büyüdük, yetiştik, gelin olduk. Börülce, fasulye, biber, domates, elma, buğday, kiraz aklınıza ne gelirse yetişiyor burada. Hayvanlarımız burada otlanıyor. Bir biz değil burada kaç tane insanın çocuğu doyuyor" ifadelerini kullandı.

"BU YAYLALAR GİDERSE HAYAT BİTER"

İlhan Ekiz, "Ne anlatalım derdimiz çok. Bu yaylalar giderse hayat biter. Köy biter, hayat biter, yaşantı biter. Burada doğduk, büyüdük, karnımızı doyurduğumuz topraklar burası" dedi. Daha önce kurulan santral sebebiyle o bölgede kekik yetişmediğini arıcılık yaptığı için kovanları bu bölgeye taşıdığını ifade eden Yahya Dumanlar, sonuna kadar direneceklerini ifade etti. 75 yaşındaki Emine Dedeoluk, "7 dönüm yerim var. Oradan yol geçecekmiş, geçirmeyeceğim. Taşa tutacağım. Tütün var, fasulye var. Börülce ekiyorum. Darı var. Çocukluğumda beri bunları yetiştiriyiorum. Kimseye bırakmam. Başka yerden gelirimiz yok. Oğlan var hasta, sakat. Ona da ben bakıyorum, gözetiyorum" dedi. Karacaören Mahallesinden Salih Aydemir, "Bizim 10 ayımız burada geçiyor. Hayvancılık yapıyoruz. Zararı olacaksa kurulmasın. Sadece Ocak Şubat ayında köye iniyoruz. hayvanları yetiştiriyoruz. Darı ekiyoruz, arpa buğday ekiyoruz. Kendi yiyeceğimiz yetiştirelim diye uğraşıyoruz" şeklinde konuştu.


"İKLİMİ ETKİLİYOR"

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın verdiği ÇED olumlu kararının iptali davası sebebiyle alanda keşif yapıldığı ifade eden avukat Akın Yakan, "15 tane türbin alanı ve bir tane de şaft alanı yerinde görüldü. Bu 15 türbinin dikileceği yerler arasında tarım alanı var, orman alanı var. Rüzgar enerji santralinin temiz enerji olmasının belli şartları var. Bir coğrafyada çok sıkışık bir alanda santrallerin kurulması o dokuya zarar verir. Bu kuşların göç yollarını etkiliyor, tarımsal faaliyeti etkiliyor, orman ekosistemini etkiliyor ve bozuyor. Orman içindeki iklimi etkilediği için ekosistem de bundan etkileniyor. Bunun çok ciddi zararları var. Gürültü yaratıyor. Elektro manyetik etkileri oluyor. Denizli Res'in burada 22 santrali var. Kurulmak istenen 15 santralle birlikte 37 santral oluyor. Bu coğrafyada 37 türbinin olacak olması çok ciddi bir kümülatif etki yaratır" dedi.

"810 BİN 780 TON VERİMLİ TOPRAK RİSK ALTINDA"


Yakan, "Proje 5 mahalleyi kapsıyor. Çok geniş bir alana hitap ediyor. 15 tane türbin var burada. Projenin gerçekleştirileceği alan yerleşim yerlerine çok yakın. Türbinin 50 metre yakınında ev var. Yerleşim yerlerine son derece yakın. Tarım alanlarına, ormanlık alanlarına türbin dikilecek bu projeyle. Bu alanın en önemli niteliği birinci sınıf tarım alanı ve sulama alanları içinde ve ormanlık alanların içinde olması. Türbinlerin bulunduğu yerlerde zeytin yoğunluğu da çok fazla. Bölgede çok yoğun bir şekilde hayvancılık yapılıyor. Biz bilirkişilerden ne talep ediyoruz. Projenin inşa aşaması bile buraları olumsuz etkiliyor. Bu hususların irdelenmesini istiyoruz. Henüz daha projenin inşa aşamasında 810 bin 780 ton kazı fazlası malzeme çıkılacak ortaya. Bu kadar bir doku etkilenecek. 90 bin 86 ton sıyrılacak bitkisel tarım toprağı söz konusu burada. Bilirkişilerimizden öncelikle bu hususun değerlendirilmesini talep ediyoruz. Her ne kadar ÇED raporunda sıyrılacak bu bitkisel tarım toprağının belli alanlarda depolanacağına ilişkin bir değerlendirme varsa da bu kadar büyük bir toprağın depo edilmesi ve korunması olanaklı değil. Bu yönüyle 90 bin 86 ton sadece sıyrılmış bitkisel toprak ve 810 bin 780 ton tarım alanı, verimli toprak burada yok olma riskiyle karşı karşıya. Bu hususa dikkat edilmesini talep ediyorum" dedi.

"ZEYTİN KANUNU’NDAN ÖRNEK VERİLDİ"

Yakan, "Buraya gelirken yolları gördük. Bunlar ulaşılabilen yollar. Bir de ulaşılamayan proje kapsamında açılması hedeflenen 17 bin 727 metrekarelik yol söz konusu. Bu sıradan 3 metrelik bir köy yolu da değil. 6 metrelik kenarlarında banketleri bulunan yollar bunlar. Burası 4 bin meyve ağacından oluşan bir dokuya sahip. Ormanlık alanlarda oluşturacağı olumsuzluklar var. Bunlar neler? Sayın bilirkişilerden bu hususlarda değerlendirme talep ediyoruz. Orman içi iklim, oluşturulan RES atıkları ve rüzgar dağılımının orman ekosisteminin üzerindeki olumsuz etkileri irdelenmek durumunda. Maalesef ÇED dosyasında buna ilişkin bir açıklama yok. Bu açılacak yolların vereceği zararın özellikle irdelenmesi gerekiyor. Buradaki iklim değişimi çam balı üretimini son derece olumsuz etkiliyor. Burada küçük baş büyük baş hayvancılık çok yoğun. Arıcılık çok yoğun. Bunlara etkilerinin ne olacağını bilirkişilerden talep ediyoruz. Projenin gerçekleştirileceği alanda bir gürültü riski söz konusu. Bu hem insan hem canlı sağlığı açısından son derece önemli. Bilirkişilerimizden bunu talep ediyoruz. Zeytinciliğin ıslahı ve yabanilerinin aşılatılması kanunu gereği bu alanlara 3 kilometre mesafede hiçbir sanayi tesisi kurulamaz. Kanunun 20. Maddesi buna açıkça hüküm koymuş. Kümülatif etki değerlendirme konusunda da dosyada buna ilişkin hiçbir değerlendirme söz konusu değil. Sadece 15 türbinin değil diğer kurulu haldeki 22 türbinle birlikte kümülatif bir değerlendirmenin yapılması gerekliliği bilirkişilerden talep ediyoruz" şeklinde konuştu.